Kahvenin Tarihçesi

1615 yılında Venedikli tacirler ilk kahve çuvallarını Batı Avrupa\'ya getirdiler. Lezzetli aroması ve cezbedici etkileri bu içeceğin hızla sevilmesini sağladı, kısa süre içinde tüm Avrupa\'da kahvehaneler açılmaya başlandı.

Türkler 1683 yılında Viyana kuşatmasını kaldırmak zorunda kaldıklarında arkalarında 500 çuval kahve bıraktılar. Girişimci bir Polonyalı bunlarla şehirdeki ilk kahvehaneyi açtı.içeceğin yayılması ile kahve ağacı yetiştiriciliği hızla büyümeye başladı. 17. yüzyılın sonlarına doğru seralarda kahve ağacı yetiştirme deneleri başarılı oldu. Bu ağaçlardan biri 1714 yılında Paris\'ta XIV Louis\'e hediye edildi. Bu tek ağaç milyonlarca kahve ağacının atası oldu.

20. yüzyılın başlarında Brezilya dünyanın en büyük kahve üreticisiydi. Bugün kahve üretiminin neredeyse tamamı Orta Amerika, Brezilya ve Güney Amerika\'nın tropik bölümlerinden gelmektedir. Brezilya ile beraber genel kahve üretimi 150 milyon çuvala ulaşmıştır ve bu alanda Brezilya tek liderdir. Toplam üretimin 1/3 oranını kapsamaktadır.

Türk Kahvesi, Türkler tarafından keşfedilen kahve hazırlama ve pişirme metodunun adıdır. Özel bir tadı, köpüğü, kokusu, pişirilişi, ikramı... kısacası, kendine özgü bir kimliği ve geleneği vardır.
1543 yılında Yemen Valisi Özdemir Paşa, lezzetine hayran kaldığı kahveyi İstanbul’a getirdi.

Türkler tarafından bulunan yepyeni hazırlama metodu sayesinde kahve, güğüm ve cezvelerde pişirilerek Türk Kahvesi adını aldı.
İlk olarak 1554 yılında Tahtakale’de açılan ve tüm şehre hızla yayılan kahvehaneler sayesinde halk kahveyle tanıştı. Günün her saati kitap ve güzel yazıların okunduğu, satranç ve tavlanın oynandığı, şiir ve edebiyat sohbetlerinin yapıldığı kahvehaneler ve kahve kültürü dönemin sosyal hayatına damgasını vurdu.